ABD Basını Türkiye’deki Yatırım Fonu Krizini Mercek Altına Aldı
Türkiye'de yatırım fonlarında yaşanan çöküş, 350 bin yatırımcıyı ve milyarlarca liralık varlığı etkiledi. İşte fon krizinin perde arkası.

Türkiye finans piyasaları, son dönemde popülerliği hızla artan ancak ardından sert bir çöküş yaşayan yatırım fonlarıyla sarsıldı. Bloomberg tarafından analiz edilen süreçte, üç haneli getiri oranlarıyla dikkat çeken bazı fonların, fiyatları yapay şekilde şişirilmiş varlıklar üzerine kurulu olduğu ortaya çıktı. Eylül ayı ortasında yatırımcıların eş zamanlı çıkış talepleriyle tetiklenen panik havası, ciddi bir likidite krizini beraberinde getirdi.
Spekülatif Fonların Çöküş Mekanizması
Söz konusu fonların, dolaşım oranı düşük ve likiditesi zayıf hisse senetlerinde yoğunlaştığı belirlendi. Bu stratejiyle küçük ölçekli alımlarla fiyatları yukarı çeken fon yöneticileri, şişirilmiş varlıkları teminat göstererek kredi çekme yoluna gitti. Ancak Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) tarafından getirilen yeni düzenlemeler ve rehberler, yatırımcıların satışa geçmesine neden oldu. Hızla değer kaybeden hisseler, fonların 350 binden fazla yatırımcısının birikimlerini risk altına soktu.
Fintables verilerine göre, 31 Ağustos ile 16 Eylül tarihleri arasında yatırımcılar fonlardan yaklaşık 213 milyar lira tutarında çıkış gerçekleştirdi. Bu durum, BİST 100 endeksinde de son bir yılın en sert satış baskılarından birinin yaşanmasına sebebiyet verdi. Tera Portföy ve Pusula Portföy gibi şirketlerin başı çektiği krizde, SPK yedi portföy yönetim şirketine bağlı 131 fonun tasfiyesine karar verdi.
Ekonomi Yönetiminden Müdahale Adımları
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek liderliğinde Finansal İstikrar Komitesi, krizin sistemsel bir yayılmaya dönüşmemesi için devreye girdi. Tasfiye süreci, Türkiye İş Bankası ve Ziraat Bankası gözetiminde üç aylık bir takvime bağlandı. Bankalar, fonların elindeki varlıkları kademeli olarak elden çıkararak yatırımcı ödemelerini gerçekleştirecek. Uzmanlar, bu durumun piyasalar genelinde güven kaybına yol açtığını ve yatırımcıların yeniden ekosisteme dönmesinin zaman alacağını öngörüyor. Merkez Bankası ise piyasa likiditesini korumak adına haftalık repo ihaleleri ve tahvil alımlarıyla süreci destekliyor.