Çin LNG İthalatçısı Olmaktan Küresel Bir Ticaret Oyuncusuna Dönüşüyor
Çin, iç talebin düşmesiyle uzun vadeli kontratlarını küresel ticarete yönlendirerek 4,6 milyar dolar kazanç sağladı. İşte detaylar.

Dünyanın en büyük sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) alıcısı konumundaki Çin, iç talepteki yavaşlamaya rağmen imzaladığı uzun vadeli tedarik anlaşmalarıyla küresel enerji piyasasında stratejik bir ticaret aktörüne dönüşüyor. Enerji Ekonomisi ve Finansal Analiz Enstitüsü (IEEFA) verilerine göre, 2021 yılında 79 milyon tonla zirve yapan Çin’in LNG ithalatı, 2025 yılında 66 milyon tona geriledi. Bu hacmin 2026 itibarıyla 63 milyon tona düşmesi öngörülüyor.
Çin Fazla LNG’yi Küresel Pazarlara Satıyor
Çinli enerji şirketleri, iç talep artışının beklentilerin altında kalması üzerine ellerindeki uzun vadeli kontratları bir ticaret aracı olarak kullanmaya başladı. Ülkenin 2025 yılındaki toplam ithalatının yaklaşık yüzde 26 ile 29 arasındaki bir bölümünü, yani yaklaşık 17-19 milyon tonluk LNG’yi farklı ülkelere yeniden sattığı tahmin ediliyor. Bu ticaret trafiği, Çin’in piyasalar üzerindeki etkisini artırırken, şirketlerin 2021 ile Haziran 2026 arasındaki dönemde ABD ve Avustralya kaynaklı ürünlerin yeniden satışından 4,6 milyar dolar civarında kazanç sağladığı hesaplanıyor.
Yeniden satış operasyonlarında Güney Kore yüzde 19’luk payla ilk sırada yer alırken, Japonya ve Hollanda gibi ülkeler takip ediyor. Türkiye de Çin’den gelen bu LNG kargolarının ulaştığı başlıca pazarlar arasında bulunuyor ve teslimat miktarı Almanya ile benzer seviyelerde seyrediyor.
Arz Fazlası ve Gelecek Projeksiyonları
Çin’in toplam LNG kontrat hacminin 2028 yılında 114 milyon tona ulaşması beklenirken, 2030’ların başında 11 ile 48 milyon ton arasında bir arz fazlası oluşabileceği değerlendiriliyor. CNOOC ve PetroChina gibi dev devlet şirketleri, filolarını genişleterek ve Hainan eyaletindeki özel terminalleri kullanarak bu ticaret ağını yönetiyor. Küresel ölçekte ise 2026-2031 yılları arasında 274 milyon tondan fazla yeni kapasitenin devreye girmesi planlanıyor. Katar ve ABD’deki henüz alıcısı bulunmayan 90 milyon tonun üzerindeki kapasiteyle birlikte, arz artışının talebi aşması durumunda küresel enerji fiyatları üzerinde aşağı yönlü bir baskı oluşması muhtemel görünüyor.