Rusya Akaryakıt Krizinde Yeni Dalga Yaşanıyor
Rusya'da rafinerilere yönelik İHA saldırıları akaryakıt arzını vurdu. Bazı bölgelerde plaka bazlı satış ve litre kısıtlamaları geri döndü.

Rusya’nın enerji altyapısına yönelik düzenlenen insansız hava aracı saldırıları, ülkenin iç piyasasında ciddi bir akaryakıt darboğazına yol açtı. Özellikle Kirişi petrol rafinerisi gibi kritik tesislerin hedef alınması, benzin üretim kapasitesinde düşüşe neden oldu. GdeBENZ platformunun verilerine göre, St. Petersburg ve Leningrad bölgesi başta olmak üzere birçok noktada istasyonlarda yakıt tükenirken, uzun kuyruklar oluşmaya başladı. Leningrad Bölgesi Valisi Aleksandr Drozdenko, sorunun çözümü için diğer rafinerilerden sevkiyat artışına gidildiğini ve krizin ekim ayı başına kadar aşılmasının hedeflendiğini açıkladı.
Sıkılaştırılan Tedbirler ve İthalat Hamleleri
Akaryakıt arzındaki daralma nedeniyle yerel yönetimler çeşitli kısıtlamaları devreye soktu. Bazı bölgelerde araçların plaka numaralarına göre yakıt alımına izin verilirken, günlük satışlar araç başına 20-30 litre ile sınırlandırıldı. Sürücülerin yakıt bulabilmesini kolaylaştırmak amacıyla interaktif haritalar kullanıma sunulurken, hükümet kanadı da acil durum planlarını devreye aldı. Rusya Başbakan Yardımcısı Aleksandr Novak öncülüğünde yürütülen çalışmalarda, Çelyabinsk ve Belgorod gibi kritik bölgelere doğrudan sevkiyat takibi başlatıldı.
Hükümet, iç piyasadaki arz açığını kapatmak adına Belarus, Kazakistan, Hindistan ve Fas’tan benzin ithalatını artırdı. Ayrıca, çevresel standartları daha düşük olan Euro-2, Euro-3 ve Euro-4 sınıfı yakıtların üretimi ve satışına geçici izin verilerek piyasa rahatlatılmaya çalışılıyor. Rusya’nın içinde bulunduğu bu enerji tablosu, küresel piyasalar üzerinde de yakından izlenen bir gelişme haline geldi. Ukrayna’nın enerji tesislerine yönelik saldırılarıyla mayıs ayında başlayan kriz, yaz aylarındaki kısmi iyileşmenin ardından ağustos ortasında yeniden derinleşti. Eylül ayında devreye giren yeni kısıtlamalar, Rusya’daki benzin arzı sorununun yapısal bir hale dönüştüğünü ve hükümetin döviz ve enerji dengesini korumak için yoğun bir çaba sarf ettiğini ortaya koyuyor.